4 Ağustos 2008 Pazartesi

YANGIN

" Kimsenin yıkımından kıvanç duymam ben; bir duvar kağıdı gibi derindeki yıkımlarda yansıyan mutsuzlukların hazin zenginliği gerekmez bana"
CHARLES BAUDELAIRE

31 Temmuzda saat 12.30’da Manavgat’ın Karabük köyünde başlayan yangının sürdüğü bölgede nem oranı yüzde 15’i geçmiyor. Yangında şu ana kadar yaklaşık 55 hektar ormanlık alanın zarar gördü.

Manavgat ve Serik ilçelerinde perşembe günü başlayan yangın, bir nokta haricinde kontrol altında. Karabucak köyü Koru dağı mevkiinde ilerleyen alevler, Kepez köyüne kadar ulaştı. Ancak rüzgarın son anda yön değiştirmesi üzerine, köyün tahliyesinden vazgeçildi.

Bu arada, yangından büyük zarar gören Karataş köyündeki kayıp iki kişiden birinin daha cesedine ulaşıldı…


Beş gündür bir yangın içimi öylesine yakıyor ki, nasıl anlatsam bilmiyorum.
Belki atalarımdan bana aktarılmış bir duygu bilemem ama ateşi seviyorum. Alevlerin hesapsız dansları bana özgürlüğü anımsatıyor. Sıcaklık ise kendi içinde samimiyeti; yakıcılığıyla da zor ve erişilmezliği. İnsanoğlunun bir dönem kutsallaştırmış olması bana hiç garip gelmiyor. Herkes, hareketleri kontrol edilemez alevler gibi kurgusuz ve özgür yaşamayı ister. Ve yine herkesin içinde kahraman olma duygusu (yoğunluğu değişse de) vardır. İnsanların içine düştüğü aşkı da bir yangına benzetmesi bundandır.

Güvenimi yitirmediğim en büyük güç ‘doğa’dır. O’na hep güvendim. Kendimi O’nun bir parçası hissediyorum. O’nun hâkimiyeti ile iktidarı kendimde hissediyorum. “Bu ne çıldırtan denge.” En çok etkilendiğim görüntülerden biridir: asfaltı delip, başını göğe kaldırmış bir yeşil bitki. Bu görüntüyü gördüğümde içime ölçüsüz bir mutluluk, heyecan, bir kazanmışlık (zafer) duygusu doluyor. Hatta taşıyor.

Ancak insan da doğanın ürünüdür nihayetinde. Kimi zaman insanın yaptığı olumlu olumsuz her davranışın; bitkiler, hayvanlar, dağlar, taşlar kadar doğal olduğunu düşünüyorum. Çoğu zaman da insanın giderek doğa içinde sanki yalnızmışçasına bencilce davranışlarını artırmasını onaylamıyorum.

Bu düşünce belki de içine düştüğüm dünyanın renklerini sevdiğimden, onlardan kopmak istemememdendir. Önemli değil beş gündür topraklarımın üzerinde ve benim içimde kocaman bir yangın sürüyor. Alevler rüzgârın ritmine uymuş. İşte gücünü, kendine vereceği zararı gözetmeksizin gösteriyor yine. İnsanlar çaresiz. Aslında bu çaresizlik bir yönüyle zoruma da gidiyor. Çünkü doğa gücünü gösterdiği yangınla onu en çok sevenleri yakıyor.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

böyle geldi geçti ömrüm